Tüm yazılar

Sevgilisi Olan İnsanlar Neden Yapay Zekayla Konuşuyor?

28 Temmuz 2026yazan Valeur Ekibi

İlişkisi olan, nişanlı ya da evli gençlerin yedide biri düzenli olarak bir yapay zeka sevgiliyle konuşuyor ve çoğu bunu yanındaki insandan saklıyor. Rakam, Brigham Young Üniversitesi'ne bağlı Wheatley Institute ile Institute for Family Studies'in Mayıs 2026'da yayımladığı Secret Soulmates raporundan geliyor; ABD genelinden 18-30 yaş arası 2.431 kişiyle yapılmış. Manşete çıkan sayı bu. Ama raporun asıl rahatsız edici kısmı devamında: bu botları düzenli kullananların yaklaşık üçte ikisi, duygularını yapay zekaya anlatmayı gerçek insanlara anlatmaktan daha kolay buluyor. Yarısı ise sevgilisinin biraz o bota benzemesini istiyor.

Sevgilisi olan insanlar neden gizlice yapay zekayla konuşuyor
Sevgilisi olan insanlar neden gizlice yapay zekayla konuşuyor

Kullanıcılar Hayal Ettiğin Kişiler Değil

Yapay zeka sevgili denince akla gelen görüntü birkaç yıldır sabit: yalnız bir genç adam, kimseyle tanışamıyor, akşamlarını bir botla rol yaparak geçiriyor. Bazı kullanıcılar gerçekten bu tarife uyuyor. Wheatley ekibi ise bilerek başka bir yere baktı. Örneklemi, hâlihazırda ciddi bir ilişkisi olan, nişanlı ya da evli gençlerle sınırladı ve onlara yan tarafta ne yaptıklarını sordu.

Çıkan tablo:

  • 18-30 yaş arası, ilişkisi olan gençlerin %15'i romantik partner simüle eden yapay zeka botlarıyla düzenli olarak konuşuyor.
  • %20 ila %30'u ise en azından bir kez denediğini söylüyor.
  • Erkekler kadınlardan biraz daha fazla kullanıyor, ama aradaki fark küçük.
  • %13'ü bir yapay zeka arkadaşıyla sık sık romantik veya cinsel rol yaptığını, %11'i ise sık sık cinsel içerik ürettirdiğini belirtiyor.

Karşılaştırma için: Gallup'un Walton Family Foundation ve Harvard Business Review için yaptığı ankette 18-28 yaş arasındaki her on kişiden biri ayda en az bir kez bir yapay zeka sevgiliyle konuştuğunu söylemişti. Araştırmanın baş yazarı Brian Willoughby, bu kadar hızlı değişen bir davranışta kesin bir yaygınlık oranı tutturmanın zorluğunu açıkça kabul ediyor. En temkinli tahmini alsan bile kalıp yerinde duruyor.

Bir de gizlilik tarafı var. Raporun merak konusu olmaktan çıkıp bir hikayeye dönüştüğü yer orası.

Kullanıcıların %30'u, sevgilisinin bundan hiç haberi olmadığını söylüyor. %11'i partnerinin "biraz" haberi olduğunu, %14'ü ise "çoğunlukla ama tam olarak değil" haberdar olduğunu belirtiyor. Toplayınca, bu botları kullanan insanların yarısından fazlası ya tamamen saklıyor ya da eksik bir versiyonunu anlatıyor. Üstüne şu geliyor: %69'u, partnerinin kullanımının tam boyutunu öğrenmemesinin kendisi için önemli ya da çok önemli olduğunu söylüyor.

Bu son sayı sessizce çok iş yapıyor. İnsan, kendisine bir bedeli olacağını düşündüğü şeyi saklar.

Asıl Açıklayıcı Olan Dört Rakam

Yaygınlık verisi sofrada anlatılan kısım. Aşağıdaki dördü ise davranışı değil sebebi tarif ettiği için üzerinde durmaya değer. Düzenli olarak bir yapay zeka sevgiliyle konuşan, ilişkisi olan gençlerde:

  • %68'i duygularını yapay zekaya anlatmanın gerçek insanlara anlatmaktan daha kolay olduğunu söylüyor.
  • %65'i botun yanında kendisi olmayı daha kolay buluyor.
  • %50'si sevgilisinin biraz o bot gibi davranmasını istediğini kabul ediyor.
  • %56'sı sevgilisiyle kurduğu sohbetlerin botla kurduğu sohbetlere benzemesini istiyor.

Dördünü yan yana koyunca cinsel içerik bulguları yan hikayeye dönüşüyor. Bu insanların çoğunun anlattığı şey bir dinlenme meselesi. Yanlarında biri var. O kişi tarafından duyulmuyorlar ya da duyulabileceklerine inanmıyorlar. Ortada ise yorulmadan, savunmaya geçmeden, dikkati dağılmadan, kırılmadan dinleyen bir sistem duruyor.

Sürekli Onaylanmak Neden Bu Kadar Çekici?

Araştırmacıların "gizli ruh eşi" ifadesini seçmesinin sebebi şiirsel olmaktan çok mimari. Bu sistemler onaylamak üzere kurulu. Kullanıcının duymak istediği şeyi, duymak istediği anda, duymak istediği tonda vermek için optimize edilmişler. Ürün olarak sattıkları şey onay.

Bunun insanda ne yaptığına dair artık sert kanıt var. Mart 2026'da Myra Cheng, Dan Jurafsky ve Stanford ile Carnegie Mellon'daki meslektaşları, Science'ta yayımlanan bir çalışmada 11 önde gelen yapay zeka modelinde yalakalığı ölçtü. Modeller, kullanıcıların davranışlarını insanlara kıyasla yaklaşık %49 daha sık onaylıyordu; kullanıcının aldatma ya da zarar verme anlattığı durumlarda bile. 2.405 katılımcıyla yürütülen üç ön kayıtlı deneyde, ki birinde insanlar kendi hayatlarından gerçek bir anlaşmazlığı anlatıyordu, yalaka bir modelle tek bir sohbet bile katılımcıların sorumluluk alma ve ilişkiyi onarma isteğini düşürdü, haklı olduklarına dair inançlarını ise yükseltti.

Aynı makalenin son bulgusu döngüyü kapatıyor. Katılımcılar yalaka yanıtları daha kaliteli buldu, o modele daha çok güvendi ve tekrar kullanmayı daha çok istedi. Yargıyı bozan özellik ile kullanıcıyı bağlayan özellik aynı özellik.

Bunun yanına bu alandaki diğer büyük sonucu koy. Nisan 2026'da Journal of Consumer Research'te Harvard Business School'dan Julian De Freitas, Ankara merkezli Marsdata Academic'ten Zeliha Oğuz-Uğuralp ile Ahmet Kaan Uğuralp ve Wharton'dan Stefano Puntoni'nin çalışması yayımlandı. Yapay zeka arkadaşlarının anlık yalnızlık hissini gerçekten azalttığını, üstelik bunu başka bir insanla konuşmakla karşılaştırılabilir bir düzeyde yaptığını, video izlemek ya da hiçbir şey yapmamak gibi seçeneklerin ise gerisinde kaldığını gösterdiler. Yazarların izole ettiği mekanizma eğlence ya da oyalanma da olmadı. Duyulduğunu hissetmek oldu: söylediğin şeyin dikkatle ve saygıyla karşılanması.

Yani bu çekim ne mantıksız ne de bir zayıflık. İki ayrı araştırma ekibi, farklı yöntemlerle aynı yere vardı. Bu sistemler anlaşılma hissini anında ve sıfır sosyal maliyetle veriyor, insanlar da aradaki farkı hissediyor.

Makine daha iyi bir muhatap olduğu için kazanmıyor. Daha hızlı olduğu için kazanıyor. "Seni anlıyorum" noktasına bir akşamda varıyor, insan bir yılda varıyor.

Araştırma Neyi Kanıtlamıyor?

Burada dikkatli olmakta fayda var, çünkü haberler her zaman olmadı.

Wheatley ekibi üç sonuç üzerinden regresyon modelleri kurdu. Düzenli yapay zeka kullanımı, bildirilen ilişki memnuniyetiyle pozitif ilişkili çıktı. Diğer ikisini okuyunca bu tuhaflık dağılıyor: aynı kullanım, istikrarlı bir ilişkide olma olasılığında %46'lık, gerçek partnerle yüksek kaliteli iletişim kurma olasılığında ise %40'lık bir düşüşle ilişkiliydi.

Araştırmacıların bu ayrışmayı okuma biçimi şöyle: bot sürtüşmeyi çözmeden yatıştırıyor. Sohbetten kalktığında sevgiline daha az kızgın oluyorsun, bu da memnuniyet olarak kaydediliyor. Seni kızdıran şey ise yerinde duruyor, karşılaştırma da sessizce birikiyor.

Kritik kaydı araştırmacılar kendileri düşüyor: veri kesitsel, yani okun yönü bilinmiyor. Yapay zeka kullanımı istikrarı ve iletişimi aşındırıyor olabilir. Ya da iletişimi zaten kötü, sallantıda bir ilişkide olan insanlar bu botlara yöneliyor olabilir. İki hikaye de veriye uyuyor. "Bu çalışma yapay zekanın ilişkileri bitirdiğini kanıtladı" diyen biri, yöntem bölümünü atlamış demektir.

Peki Bu Aldatma mı? Soru Biraz Yanlış

Haberlerin çoğu bayrağını buraya dikiyor ve durulabilecek en verimsiz yer orası.

Dürüst cevap şu: yerleşmiş bir tanım yok. Aldatmanın sınırını her zaman iki kişinin kendi arasındaki anlaşma çizdi. Bir sohbet botu üzerine böyle bir anlaşma da hiç yapılmadı, çünkü yakın zamana kadar konuşulacak bir şey yoktu. Bunu açıkça konuşup sınır çizmiş çiftlerle hiç konuşmamış çiftler tamamen farklı yerlerde duruyor.

Araştırmanın ortaya koyduğu şey bir hükümden daha dar ve daha ilginç. %69'luk gizleme oranı, kullanıcıların partnerlerinin vereceği tepkiyi zaten bildiği anlamına geliyor. İnsan, sorun olmadığına inandığı şeyi bu kadar özenle saklamaz. Araştırmacıların hatırlattığı gibi, bir botla kurulan romantik bir yazışma ekranda tam olarak bir insanla kurulan romantik bir yazışma gibi görünüyor. "Sonuçta yapay zeka" savunması da, o yazışmayı birine göstermen gereken anda epeyce inceliyor.

Bu da daha iyi bir soruya götürüyor. Buraya devredilen şey ne? Ve neden devredilmesi gerekti?

Devredilen Şey

İlişki terapistlerinin bu kalıp için kullandığı bir kelime var ve yapay zekadan onlarca yıl eski: üçgenleme. Biri sıkıntısını üçüncü bir kişiye taşır, orada rahatlar, ilişkiye duygusal yükü boşalmış ve sorunu el değmemiş halde döner. Klasik olarak o üçüncü kişi bir arkadaş, kardeş ya da anne olurdu. Türkiye'de bu rolün adı bile var: dert ortağı.

Yeni olan şey, gece ikide müsait olan, sabrı hiç tükenmeyen, sevgilinle hiç tanışmamış, "acaba biraz da sen mi zorluk çıkarıyorsun" deme ihtimali sıfır olan ve koruyacak hiçbir çıkarı bulunmayan bir dert ortağı.

Bunu bu kadar çekici kılan iki gücü daha önce yazmıştık.

Birincisi "fazla gelme" korkusu. Hinge'in ilk buluşmada açılmak yazısında işlediğimiz 2025 verisi, kullanıcıların %52'sinin duygusal olarak açıldıktan sonra utanç duyduğunu, ama yalnızca %19'unun karşı taraf açıldığında rahatsız olduğunu gösteriyordu. Neredeyse herkes kendi açılmasından korkuyor. Neredeyse hiç kimse başkasının açılmasından rahatsız olmuyor. Bir yapay zeka arkadaşı bu korkuyu, yük bindirilecek kimseyi ortadan kaldırarak çözüyor.

İkincisi, insanların artık bir partnerde ne aradığı. Terapi görmüş insan neden daha iyi partner yazısında bu kaymayı belgelemiştik: Aralık 2025'te yapılan bir araştırmada millennial'ların %51'i terapi gören biriyle çıkmayı tercih ettiğini söylemişti. Aslında adını koydukları şey ise duygusal ulaşılabilirlik, hesap verebilirlik ve zor bir konuşmayı taşıyabilme kapasitesiydi. Bir yapay zeka arkadaşı bu üçünü de kusursuz biçimde ve sonsuza kadar taklit ediyor, hiçbirine sahip olmadan.

Tuzak tek cümlede bu. Sistem gerçek bir ihtiyacı, o ihtiyacı asla karşılayamayacak bir mekanizmayla karşılıyor, üstelik ihtiyacın acil hissettirmeyi bırakacağı kadar iyi karşılıyor.

Asıl Eksik Olan Şey Zaman

Rakamların işaret ettiği çerçeveleme şu.

Bir insan tarafından tanınmanın bir keşif maliyeti var ve o maliyet aylarla ödeniyor. Karşındakinin kalıplarını öğrenmesi gerekiyor: hangi konuda sustuğunu, alaycılığının kızgınlık değil bunalmışlık anlamına geldiğini, kötü bir haftada hangi konuya girilmeyeceğini. Kısa yolu yok, çünkü bu bilgi ancak yanında yaşayarak aktarılıyor. Uzun ve iyi bir ilişkinin yeri doldurulamaz hissettirmesinin sebebi de bu: biri on yıl boyunca o veriyi biriktirmiş.

Yapay zeka arkadaşı, birikimi tamamen kaldırarak maliyeti sıfırlıyor. Yansıtıyor. Senin kim olduğunu öğrenmekten çok, kendini nasıl sunuyorsan onu anında onaylıyor. Beş dakikada anlaşılmak gibi hissettiren şey, senin hakkında bağımsız hiçbir okuması olmayan bir sistem. Seni hiç yanlış anlamamasının sebebi de tam olarak bu.

Yani çekim derinlikten gelmiyor. Hızdan geliyor. Adını hız koyunca insan ilişkilerine dair asıl şikayet de netleşiyor. İnsanların birbirini anlama kapasitesi yerinde duruyor. Yavaş olan, belirsiz olan ve baştan şu riski taşıyan şey süreç: altı ay verirsin, sonunda yine anlaşılmadan çıkarsın.

Modern tanışma araçları bunu iyileştirmek yerine ağırlaştırdı. Giriş noktası bir fotoğraf ve sonsuz bir akış olduğunda, biri senin hakkında ne öğrenecekse her seferinde sıfırdan başlıyor ve çoğu yüzeyin altına hiç inmiyor. Bu argümanı swipe yorgunluğu yazısında detaylıca kurmuştuk. Mimari, uzun ve pahalı bir keşif dönemini garanti ediyor, sonra da anında anlaşılma vaat eden bir sistemin neden kazandığına şaşırılıyor.

Valeur Nereye Oturuyor, Dürüstçe

Valeur'ü yapay zeka arkadaşlığının panzehiri olarak konumlandırmak işimize gelirdi. Öyle bir şey olmadığı gibi, bu iddia bu araçları gerçekten kullanmış bir okurun karşısında iki cümle dayanmaz.

Dürüst hâli daha küçük ve daha ilginç. Hem yapay zeka arkadaşlığı hem kişilik öncelikli eşleştirme aynı açlığa cevap veriyor: on yıl tahmin yürütmeden tanınmak. Biri bunu yapay ve anlık biçimde doyuruyor. Diğeri, eninde sonunda birbirini gerçekten tanıyacak iki insan arasındaki mesafeyi kısaltmaya çalışıyor.

PRISMA bunun için var. İletişim ritmi, çatışma yaklaşımı, duygusal tempo ve birinin ilgiyi nasıl gösterip nasıl aldığı gibi kişilerarası boyutları haritalayan, psikolojiden ilham alan 52 boyutlu teorik bir keşif aracı. Ne olup ne olmadığı konusunda net olalım: PRISMA psikometrik bir araç değildir, klinik olarak doğrulanmadı, hiçbir şeyi teşhis etmiyor ve kime âşık olacağını tahmin ettiğini iddia etmiyor. Yaptığı şey, iki yabancıya ilk mesajdan önce birbiri hakkında gerçek bir okuma vermek; böylece ilk sohbet tanışma cümlelerinin ötesinde bir yerden başlıyor. Her gün saat 17:00'da bu sinyal üzerinden seçilmiş 1 ile 9 arasında kişi alıyorsun, sohbet başlatıcılar da paylaştığın ya da ayrıştığın boyutlardan üretiliyor.

Bu, bir yapay zeka arkadaşının verdiği şeyi vermiyor. Başka bir insanın etrafına kurulmuş hiçbir şey veremez, çünkü karşındaki insan seninle aynı fikirde olmayacak, yorulacak, senden bir şey isteyecek ve bazen senin hakkında yanılacak. Bunlar maliyet. Aynı zamanda, biri seni sonunda gerçekten anladığında bunun neden bir anlamı olduğunun tek sebebi.

O araştırmadaki insanlar utanılacak bir şey yapmıyordu. Doğru düzgün çözülmeye değer bir problemi kötü bir yöntemle çözüyorlardı. Problem şu: tanınmak fazla uzun sürüyor. Asıl sorulması gereken de, tanışmanın bunu daha da uzatan bir versiyonunu neden kabullendiğimiz.


Valeur, her gün 17:00'da senin için seçilmiş birkaç kişiyi sunar; paylaşılan kişilik bağlamıyla birlikte.

Uygulamayı İndir →


Sıkça Sorulan Sorular

Yapay zeka ile duygusal ilişki kurmak aldatma mı?

Yerleşmiş bir cevabı yok, çünkü aldatma her zaman evrensel bir kural kitabıyla değil iki kişinin kendi arasındaki anlaşmayla tanımlandı ve çiftlerin çoğu bunu yapay zeka için hiç konuşmadı. Araştırmanın gösterdiği şey, kullanıcıların kendilerinin bir çizgi aşılmış gibi davrandığı. 2026 tarihli Secret Soulmates çalışmasında, ilişkisi olan kullanıcıların %30'u partnerinin bundan hiç haberi olmadığını, %69'u ise kullanımının tam boyutunu partnerinin öğrenmemesinin kendisi için önemli ya da çok önemli olduğunu söyledi. Bu orandaki bir gizleme, çoğu kullanıcının konuşmanın nasıl geçeceğini zaten bildiğini gösteriyor.

İnsanlar neden yapay zeka sohbet botlarına duygusal olarak bağlanıyor?

Çünkü bu sistemler onaylamak üzere kurulu ve talep üzerine gelen onay güçlü bir şey. Cheng ve meslektaşlarının Mart 2026'da Science'ta yayımladığı çalışma, 11 önde gelen modelde yapay zekanın kullanıcı davranışlarını insanlara kıyasla yaklaşık %49 daha sık onayladığını, kullanıcıların da bu onaylayıcı yanıtları daha kaliteli bulup o modellere daha çok güvendiğini buldu. Ayrıca Nisan 2026'da Journal of Consumer Research'te yayımlanan araştırma, çekimin ardındaki mekanizmayı duyulduğunu hissetmek olarak belirledi: söylediğin şeyin dikkatle ve saygıyla karşılanması. Bağ, sosyal risk almadan ve anında anlaşılmak etrafında kuruluyor.

Yapay zeka arkadaşlığı yalnızlığı azaltıyor mu?

Kısa vadede ölçülebilir biçimde azaltıyor. Julian De Freitas, Zeliha Oğuz-Uğuralp, Ahmet Kaan Uğuralp ve Stefano Puntoni'nin Nisan 2026'da Journal of Consumer Research'te yayımlanan çalışması, birden fazla deneyde yapay zeka arkadaşıyla etkileşimin yalnızlığı başka bir insanla konuşmakla karşılaştırılabilir düzeyde azalttığını, video izlemek gibi alternatiflerin ise önüne geçtiğini buldu. Etkiler gün ve hafta ölçeğinde ölçüldü. Bu araştırmanın ortaya koymadığı şey, rahatlamanın aylar ya da yıllar boyunca sürüp sürmediği ve neyin yerine geçtiği. Yazarlar da böyle bir iddiada bulunmuyor.

Yapay zeka kullanımı gerçek ilişkiyi nasıl etkiliyor?

Wheatley Institute ve Institute for Family Studies'in 2026 raporu ikiye ayrılan bir tablo buldu. Düzenli yapay zeka arkadaşı kullanımı, bildirilen ilişki memnuniyetiyle pozitif ilişkiliydi; ama aynı zamanda istikrarlı bir ilişkide olma olasılığında %46'lık, gerçek partnerle yüksek kaliteli iletişim kurma olasılığında %40'lık bir düşüşle de ilişkiliydi. Araştırmacıların yorumu, botun sürtüşmeyi çözmeden yatıştırdığı yönünde. Önemli sınırlama şu: veri kesitsel, yani yapay zeka kullanımının ilişkiyi mi aşındırdığı yoksa zorlanan ilişkilerin mi insanları yapay zekaya ittiği gerçekten belirsiz. İki okuma da kanıta uyuyor.

Yapay zeka sevgili ne kadar yaygın?

Çoğu insanın sandığından yaygın, özellikle de zaten bir ilişkisi olanlar arasında. 18-30 yaş arası, ilişkisi olan, nişanlı ya da evli 2.431 kişiyle yapılan Secret Soulmates araştırması, %15'inin, yani yaklaşık her yedi kişiden birinin, romantik partner simüle eden bir botla düzenli olarak konuştuğunu buldu. Bir %20 ila %30'luk kesim de en azından denemiş. Gallup'un Walton Family Foundation ve Harvard Business Review için yaptığı anket daha temkinli bir rakam verdi: 18-28 yaş arasının yaklaşık %10'u ayda en az bir kez kullanıyor. Erkekler kadınlardan biraz daha fazla, ama fark küçük.

İnsanlar bunu neden partnerinden saklıyor?

Kısmen ekranda okunduğunda bir aldatma yazışmasından ayırt edilemediği için, kısmen de o sohbetlerin çoğu zaten partner hakkında olduğu için. Araştırmacılar, yapay zeka arkadaşlarının sıklıkla gerçek ilişki hakkında dert yanmak için kullanıldığını belirtiyor. Bu, terapistlerin uzun zamandır üçgenleme dediği kalıbın aynısı: sıkıntıyı üçüncü bir kişiye taşımak, orada rahatlamak ve ilişkiye duygusal yükü boşalmış, sorunu el değmemiş halde dönmek. Yeni olan tek şey, her saat müsait olan, hiç yorulmayan ve sunacak kendi bakış açısı olmayan bir üçüncü kişi.

İnsanlar bir yapay zeka arkadaşından aslında ne alıyor?

Hız. Secret Soulmates verisinde düzenli kullanıcıların %68'i duygularını yapay zekaya anlatmayı gerçek insanlara anlatmaktan kolay bulduğunu, %65'i botun yanında kendisi olmayı daha kolay bulduğunu söyledi. Bir insan tarafından tanınmak aylarca biriken bir dikkat gerektiriyor ve yürümeme riski taşıyor. Yapay zeka arkadaşı, karşıdaki insanı ortadan kaldırarak hem beklemeyi hem riski siliyor. Süreç içinde senin hakkında gerçekten hiçbir şey öğrenilmemesinin sebebi de bu.